Werner Nekes, sinemaya bakmaktan ziyade onun içine girip gözün nasıl gördüğünü kurcalayan bir yönetmen. 1944 doğumlu Alman sanatçı, deneysel sinemanın en sıra dışı isimlerinden birisi olarak biliniyor. Seneler boyunca görmenin kendisini ve algının katmanlarını ortaya çıkarmayı dert edindi. Filmleri çoğu zaman alışıldık kurgu düzenini reddeder; zamanı kırar, görüntüyü parçalar, izleyiciyi rahatsız eden ama aynı zamanda büyüleyen bir bakış açısı kurar. Büyülü fenerlerden optik oyuncaklara kadar binlerce parçadan oluşan koleksiyonu, sinemanın aslında çok daha eski bir görsel kültürün devamı olduğunu hatırlatır. Onun gözünde film, yalnızca perdede akıp giden karelerden çok insanlığın görme arzusunun bitmeyen bir yolculuğuydu. Onu izlemek her zaman kolay değil ama tam da bu yüzden kıymetli: çünkü gözümüzün, belleğimizin ve sinema alışkanlıklarımızın sınırını fark etmemizi sağlıyor.

T-WO-MEN (1972)
Nekes’in deneysel dili, görsel olarak ilgi çekici bazen de gerçekten sürprizli. Film iki karakter üzerinden ilerlese de onların hikayesi düz bir anlatıdan çok uzak. Daha çok görsel ve ritmik deneyime odaklanmaya meraklı. Görsellerin ve seslerin ritmi bazen filmin içinde kaybolsa da güzel ve zeki kurgusu sebebiyle bir an için izlerken nefesimi bile tuttum. Bazı geçişler, ses ile görüntü arasındaki denge yer yer bozulup bir anlığına kafa karıştırsa da belki de Nekes’in amacı budur diye düşündüm, izleyicinin elini bir yerde bırakıp kendi algısıyla yalnız bırakmak. T-wo-Men kendi sessiz dünyasında hala orada, gözlerimin önünde titreşiyor gibi. 4/5

DIWAN (1974)
Bu filmi izlerken sinemanın uzun zamandır unuttuğum bir şeyi hatırladım: Görmek denen şey aslında tek katmanlı değil. Bir hikaye diliminin sunulmasından çok birbirine geçmiş kesintiler, üst üste binen görüntüler gözlerimin önüne serildi. Bu durum ilk başta kaotik gibi görünse de bir süre sonra zihnim o kaosu kabullenip kendine yeni bir ritim kurdu. Bakışın da yazılabilir olduğunu çok net bir şekilde hissettirdi. Ve film boyunca şunu düşündüm, Nekes izleyiciyi rahat ettirmek için sinema yapmıyor. Konfor alanımızdan çıkararak “görme”yi yeniden öğrenmeye çağırıyor. 4/5

HYNNINGEN (1974)
Diwan ile aynı tarihte çıkan bu film, kısa ama yoğun bir deneyimdi. Adeta kendimi başka bir dünyaya ışınlanmış gibi hissettim. Ekrana bakarken gözlerim, kulaklarım ve zihnim hep birlikte uyanık kalmak zorunda. Her saniye bir öncekini siliyor ve yeniden başlıyormuş gibi hissettiriyor. 3/5

BEUYS (1981)
Bu filmi izlerken kendimi giderek uzaklaşırken buldum. Evet, Joseph Beuys çok önemli bir sanatçı, fikirleri hala konuşuluyor. Ama film, bu fikirleri bana canlı ya da dokunaklı kılmak yerine sanki ağır ağır tekrarlayan bir ders gibi aktarıyor. Uzun monoglar, sürekli aynı temalar etrafında dönen konuşmalar… bir noktadan sonra kulağıma ilham verici olmaktan çok didaktik gelmeye başladı. Beuys’un “herkes bir sanatçıdır” fikri aslında çok radikal ve dönüştürücü olabilir ama bu filmde ışığı pek parlamıyor. Burada neredeyse kendi efsanesinin gölgesinde duruyor: konuşuyor, açıklıyor, yorumluyor… ama hep aynı tonda. Sanki birisi çok önemli bir kitabın sadece özetini okuyormuş gibi. İçindeki kıvılcımı değil yalnızca kabuğunu görüyorsunuz. 2/5

FILM BEFORE FILM (1987)
Film Before Film, bana uzun bir müze turuna çıkarılmış gibi hissettirdi. Odadan odaya gezdiriliyorum; önüme türlü oyuncaklar, ışık hileleri ve mercekler konuyor. Hepsi elbette ilginç ve tarihin derinliklerinden gelen kıymetli parçalar. Ama film boyunca kendimi bir öğrenci gibi tahtaya bakan, hocasının bitmek bilmez dersini dinleyen biri gibi buldum. Oysa sinema benim için bilgi akışı kadar duygu çağrısıdır da. Burada duygu yerini kataloglamaya bırakmış. “Sinema tarihi”nin büyüsü yerine sinemanın yalnızca mekanik tarafı kalıyor. Sanki filmin kendisi kendi merakını bana bulaştıramıyor gibi hissettim. Bir başkasının koleksiyon defterine bakmak gibi — değerli ama uzak, hayranlık uyandırıcı ama soğuk. Belki Nekes için tutku ve hayat meselesiydi ama benim için ekranda yalnızca bir sergiye dönüşmüş oldu. 2/5


“WERNER NEKES’E BİR BAKIŞ” için bir cevap
[…] bekliyorum. Aynı zamanda Werner Nekes’in 5 adet filmini izledim. Onun hakkındaki yorumum Bir Bakış kategorisinde. Bu ay izlediğim diğer filmlere geri […]
BeğenBeğen