Kategori: Tüm Yazılar
-
NİSAN UÇUP GİTTİ

Üzerimdeki hem mental hem de fiziki yorgunluğu atmak için filmlere sıkı sıkıya sığındığım bir ay oldu. Bunun yanında birkaç kitap okumayı da ihmal etmedim tabii ki. İyi okumalar ve sevgiler! NE OKUDUM? KÖŞESİ Reading slump’a girdiğimde elim hemen grafik romanlara gidiyor. Rosalie Blum serisini de uzun zamandır okumak istiyordum. İlk cildini elde edince hemen okumaya…
-
MART UÇUP GİTTİ

Selam! Bu ay hepimiz için korkunç geçti. Kafayı kaldırdığımız her noktada bir karanlık görmek ve bunu aydınlığa taşımaya çalışmak hepimizi yoruyor, yordu ve yoracak. Gündem böyleyken ve tüm bu kötülüklerin içinde debelenirken bir şeyler izlemek ve okumak büyük zorluktu. İzlediklerim ve okuduklarım (çoğunlukla) 19 Mart’tan önce. Sonrası zaten ne kadar odaklanılabilirse öyle gerçekleşti. Sevgiyle ve…
-
ŞUBAT UÇUP GİTTİ

Merhaba, şubat ayı raporu ile karşınızdayım. Genel itibariyle bu ay sinefil yanımı beslediğim bir ay oldu diyebilirim. NE OKUDUM? KÖŞESİ Bu ay film izlemekten kitap okumaya gereken özveriyi veremedim ama bu durum beni çok da üzmüyor. Her şeyin bir zamanı var ve her şeye yetişemem mottosunu hayatımın en baş köşesine yerleştirdiğim için ne okusam kârdır…
-
OCAK UÇUP GİTTİ

Merhaba, günlüğüme hoş geldiniz, merhaba. Her ay yaptıklarımın özetini sizlere sunacağım. Şimdiden okuyanlara teşekkürler. Ciao! NE OKUDUM? KÖŞESİAçıkçası kitap okuma hızımı geri kazanmaya çalıştığım bir dönemin içindeyim uzun zamandır. Umarım bu sene dolu dolu geçer. Evet, bu ay okuduğum kitaplar geçelim. SAHTE BELGELER – VALERIA LUISELLI“Sadece cümlenin anlamını başka bir dile aktarmak yeterli değildir. Anadili…
-
2023’ün En Sevdiğim Kitapları

Bu sene her anlamda benim için dolu dolu geçti. Kendi adıma iyi diyebileceğim kitaplar okudum. Hayal kırıklığına uğratanlar da elbette ki oldu ama genel olarak okuduğum çoğu kitabı yüzümde bir tebessümle bitirdim diyebilirim. Ben de haliyle bu yıl içerisinde okuyup sürekli hakkında düşünmeden edemediğim, “en çok” sevdiğim kitaplar hakkında düşündüklerimi kendi kafamın içerisinde döndürmek yerine…
-
AMOR

Biraz yorgun olan Ana, yeni file çuvalını dolduran market eşyalarıyla birlikte tramvaya bindi. Çuvalını kucağına aldı ve tren hareket etmeye başladı. Ardından, rahatlamaya çalışır bir vaziyette iç çekerek koltuğuna yerleşti. Ana’nın çocukları oldukça iyiydi, sahici ve olgun çocuklardı. Büyüyorlar, banyolarını yapıyorlar, kendileri için talepte bulunuyorlar, yaramazlık yapıyorlar ve her zamankinden daha eksiksiz anlar yaşıyorlardı. Ne…
-
Korkunun İzdüşümü: House of Psychotic Women

Korku türüyle arası bir türlü bağdaşmayan bir insanım, daha doğrusu film izlemek ya da kitap okumak istediğimde koştuğum ilk tür korku olmadı hiçbir zaman. Ne kadar korku türünden sıklıkla bir şeyler tüketmiyor olsam da zihnimde yer etmiş korku filmlerini ve hikayelerini hatırladıkça düşüncelerim kabusa dönüyor. Hal böyle olunca House of Psychotic Women kitabına denk gelmiş…
-
Bir Umut Trajedisi: Manila in the Claws of Light

Edgardo Reyes’in “Parlaklığın Pençelerinde” adlı romanından uyarlanan Manila in the Claws of Light, derin eşitsizliklerin ve sömürünün kol gezdiği Manila’daki adalet ve yaşam mücadelesini ele alıyor. Julio, zamanında iş bulduğunu söyleyerek Malina’ya yerleşen ve kayıplara karışan sevgilisi Ligaya’yı aramak için yola düşüyor. Hikaye, bu metropole geçici olarak göç eden 21 yaşındaki Julio’nun, burada yaşadığı sosyopolitik…
-
Anıtsal Büyü: Mariner of the Mountains

“Yol, gelenlerden daha önemlidir.” Invisible Life, Love for Sale ve Futuro Beach gibi dramatik filmlere imza atan Cezayirli-Brezilyalı film yapımcısı Karim Aïnouz, Mariner of the Mountains adlı filmiyle bu sefer bizlere daha önce hiç görmediği, köklerini tanımadığı ve onu terk eden babası Majid’in ülkesine yaptığı ilk yolculuğunu anlatan bir seyahat günlüğü sunuyor. Denize açılan denizcinin…
-
Bir Çığlığın Dışa Vurumu: The Other Side of the Underneath

Bir Çığlığın Dışa Vurumu: The Other Side of the Underneath Şizofreniyi nasıl yaşarız? Peki tarif edilmesi zor olan bir kavram nasıl tasvir edilir? Esasında şizofreni nedir? Jane Arden bunlara benzer birçok sorunun cevaplarını bizlere oldukça sürreal bir noktadan anlatmaya çalışır. Sadece anlatmakla da kalmaz şizofreni olgusunu seyirciye bütün gerçekliğiyle hissettirir. Film tipik bir çözümleme girişiminden…
